26 Ekim 2013 Cumartesi

Allah Korkusu

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;
“Ulu Allah (c.c) kanatlarının biri doğuya ,öbürü batıya uzanan ve ayakları yedinci kat yere inen bir kuş yarattı. Kuşun üzerinde bütün varlıkların sayısı kadar tüy vardır.

Ümmetimden kadın-erkek herhangi  bir kimse bana salat-ü selam getirdiği zaman ulu Allah bu kuşa, Arş’ın altında bulunan nurdan bir denize dalmasını emreder. Kuş, denize dalıp çıkarak kanatlarını silkeleyince her  tüyünden bir damla akar. Ulu Allah akan her  damladan, üzerime kıyamete kadar salat-ü selam getiren kul hesabına istiğfar edecek bir melek yaratır.”
Ehl-İ Hikmet’ten biri şöyle der; 
 “Vücudun selameti az yemekte, ruhun selameti az günah işlemekte ve dinin selameti de varlıkların en hayırlısına(peygamberimize) salat-ü selam getirmektedir.”
Ulu Allah (c.c)buyuruyorki;
“Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve O2na itaat ediniz ve herkes yarını için(kıyamet gününe ne amel işlediğine)baksın(yani sadaka verin ve Allah ’ın  emrine uygun ameller işleyin ki, kıyamet günü sevabı bulasınız)Allah ‘tan korkunuz. Çünkü O, (iyilik olsun,kötülük olsun)yaptığınız her hareketten haberdardır. (Haşr Suresi;18)
Yeryüzü günah işlemekten sakınarak iyiliğe koşan (zahid) ve mümin kulun lehine şahitlik ederek” Bu adam üzerimde namaz kıldı,oruç tuttu,hacca gitti,cihad etti”diyecek,günahtan sakınarak iyiliğe koşan mümin kul da bu şahitliğe sevinecektir.
Buna  karşılık aynı yeryüzü,kafir ve günahkarların aleyhinde de şahitlik ederek”Bu adam üzerimde Allah’a şirk koştu,zina işledi,içki içti,haram yedi”diyecektir. Merhametlilerin en merhametlisi Ulu Allah(c.c)kafir ve günahkarları inceden inceye sorguya çekerse vay hallerine!
Mümin, vücudunun bütün azaları ile Allah’tan korkandır.Nitekim büyük ahlak ve fıkıh bilgini Ebu’l –Leys es-Semerkandi der ki;
-Allah korkusunu yedi alameti vardır;
Birinci alamet dilde belirir; Allah korkusu taşıyan kul dilini yalandan,dedikodudan,koğuculuktan,iftiradan ve boş konuşmaktan alıkoyar; bunlar yerine onu zikirle,Kur’an okumakla ve ilmi konuşmalarla meşgul eder.
İkinci alamet kalpte belirir; Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık,iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder. Nitekim Peygamberimiz(s.a.v)şöyle buyurur;
“Ateş odunu nasıl yerse(yakarsa)kıskançlık da iyilikleri öyle yer(yok eder).” (Ebu Davud)
Bilesin ki ,kıskançlık , kalp hastalıklarının başlıcalarından biridir ve bu hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.
Üçüncü alamet gözde belirir; Allah korkusu taşıyan kul,haram yiyeceğe,haram içeceğe,haram giyeceğe…(kısacası)haram olan hiçbir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve hırslı gözlerle değil,ibret almak amacı ile bakar. Helal olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar.
Nitekim Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyurur;
“Kim gözünü haramla doldurursa,Allah da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur.”
Dördüncü alamet karında belirir;Allah korkusu taşıyan kul,karnına haram lokma sokmaz. Çünkü haram  lokma yemek ağır günahlardan biridir. Nitekim Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyurur;
İnsanoğlunun karnına haram bir lokma inince,lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar  tekrar  üzerine lanet yağdırırlar. O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir.”
Beşinci alamet ellerde belirir;Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini haram değil, Allah’ın rızasına uygun şeylere uzatır. Nitekim sahabilerden Ka’b’ul-Ahbar’ın (r.a)şöyle dediği rivayet edilir;
“Ulu Allah(c.c) her bir bölümü yetmiş bin gözlü,yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.
Altınca alamet ayaklarda belirir; Allah korkusu taşıyan kimse,günah işlemeye değil,Allah’ın emrine uygun ve O’nun rızasını  kazandıracak işlere doğru yürür,alimlere ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.
Yedinci alamet amelde belirir; Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah rızası için yapar,riyadan ve münafıklıktan kaçınır,böylelikle Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olur;
“Rabbi’nin katında ahiret, günahlardan korkanlar içindir.”(Zuhruf Suresi;35)
“Günahlardan sakınanlar ,hiç şüphesiz cennetlerde ve pınarlar(ın başların)dadırlar.”(Zariyat Suresi;15)
“Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler.”(Tur Suresi ;17)
“Günahlardan sakınanlar (ve Allah’tan korkanlar) emin bir makamdadırlar.”(Duhan Suresi;51)
Müminin korku ile ümit arasında bulunması gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah’ın rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah’a davet eder.
Nitekim Ulu Allah (c.c) şöyle buyurur;
“Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”(Zümer Suresi;53)
Bu konuya bir hikaye ile son vermek istiyorum.
Hz. Davud(a.s) kürsü üzerinde oturmuş Zebur okurken gözleri yerde sürünen kırmızı bir kurda ilişir ve içinden “Acaba Allah’ın bu kurdu yaratmaktan muradı ne ola ki?” diye düşünür. Bunun üzerine Allah’ın izni ile kurt O’na şöyle der;”Ey Allah’ın Resulü! Her gün gündüzleri bin kere –Subhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber(Allah’ı noksanlıkların  her  türlüsünden tenzih ederim,hamd O’na mahsustur. O’ndan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür.)- demeyi, Allah bana ilham etti. Geceleri ise yine bin kere;- Allahümme salli ala seyyidina Muhemmedininnebiyyil  ümmiyi ve ala alihi ve sahbihi ve selem (Allah’ım! Okuma-yazmasız Peygamberin olan Muhammed’e ,O’nun soyundan gelenlere ve O’nun sahabilerine rahmet ve selam ihsan eyle) dememi ilham etti. Sen zikrederken neler söylüyorsan bana da bildir de istifade edeyim.”
Bu sözleri işiten Hz. Davud (a.s) kırmızı kurdu küçümsediğine pişman olur, Allah’tan korkarak O’na tevbeeder ve dergahına sığınır.
Hz. İbrahim(a.s) işlediği bir günahı hatırlayınca baygınlık geçirir ve kalbinin çarpıntısı(neredeyse) bir mil uzaklıktan duyulurdu. Allah’ın emri ile bir gün kendisine Cebrail(a.s)  gelir ve der ki,”Allah sana selam  ediyor ve –Dostundan korkan bir dost gördün mü ?- diye soruyor.
Hz. İbrahim(a.s) Cebrail’e şöyle cevap verir;” Ey Cebrail! Kusurum aklıma gelince ve cezasını da düşününce dostluğumu unutuyorum.”

1 yorum:

  1. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle haber verdiler.
    Yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
    - Kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyin.
    - Kullarım! Benim hidayet ettiklerimin dışında hepiniz dalalettesiniz. Benden hidayet dileyin ki sizi doğru yola ileteyim. (Hidayeti hak ediniz ki yolu açayım.)
    - Kullarım! Benim doyurduklarımın dışında hepiniz açsınız. Benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım.
    - Kullarım! Benim giydirdiklerimin dışında hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.
    - Kullarım! Siz gece gündüz günah işlemektesiniz. Bütün günahları affeden de yalnız Benim. Benden af dileyin ki sizi affedeyim.
    - Kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki Bana zarar verebilesiniz. Bana fayda vermek elinizden gelmez ki fayda verebilesiniz.
    - Kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insan olanınız, cin olanınız, hepiniz toplansanız da, içinizdeki en günahkâr bir kişinin kalbine sahip olsanız, bu Benim mülkümden bir şey eksiltmez.
    - Kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız, cin olanınız, hepiniz bir yerde toplanıp benden istekte bulunacak olsanız, Ben de her birine isteğini versem, bu Benim mülkümden ancak iğnenin denize daldırılıp çıkarıldığında eksilttiği kadar bir şey eksiltebilir.
    - Kullarım! İşte sizin amelleriniz. Ben onları sizin için saklar, sonra onları size iade ederim. Artık kim bir hayırda -iyilikte- bulursa, Allah'a hamd etsin. Kim de bir kötülük bulursa, kendinden başkasını kınamasın.

    Bir hadiste şöyle buyurur.
    Yüce Allah mahlukatı yarattığında yanında bulunan Arş'ın üstündeki bir kitaba şöyle yazmıştır:
    - Şüphesiz rahmetim, gazabımı geçmiştir.


    Kudsi hadiste, Peygamberimiz Rabbimizden şöyle haber veriyor:
    - Ben kulumun bana olan zannına göreyim. Beni zikrettiği zaman da Ben onunla beraberim.
    - O Beni gönülden zikrederse, Ben de onu gönülden zikrederim.
    - O Beni bir cemaat içinde zikrederse, Ben onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim.
    - O Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım.
    - O Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım.
    - O Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak gelirim.

    YanıtlaSil