22 Ekim 2013 Salı

Papazları Şaşırtan Osmanlı Adaleti

   İstanbul’un fethinden sonra mahkumları serbest bırakan Fattih Sultan Mehmed’in huzuruna, zindandan çıkmak istemeyen iki papaz getirilmiş. Bunlar Konstantin’e adil ve hakka riayetli olmasını söylediklerinden zindana atılmış, sonra da “Böyle adaletsiz bir dünyada içerisi dışarısından daha rahat.”diye hapisten çıkmamaya yemin eden keşişlermiş. Fatih dünyaya kahreden bu iki papaza hitaben:
   “O halde sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler  İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimizi geziniz. Müslüman hakimlerin ve Müslüman halkın davarlını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adalaetsizlik ve zulüm görürseniz hemen gelip bana bildiriniz ve siz de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hayata küsmekte haklı olduğunuzu ispat ediniz!” demiş.
   Teklifi kabul eden bu iki papaz, padişahtan  aldıkları hususi teskere ile Müslümanların idaresinde olan  şehir ve kasabaları gezmeye başlamışlar. Bursa’da şöyle bir davaya şahit olmuşlar:
   Bir Müslüman bir Yahudi’den at satın almış. Ancak hiçbir kusuru yok diye satılan at, meğer hastaymış. Nitekim satın alan Müslüman’ın ahırına girdiği ilk akşam atın hasta olduğu belli olmuş. Müslüman, sabah erkenden Bursa kadısına gelmiş , fakat kadı halen dairesinde yokmuş. Bir müddet bekleyen davacı , kadının geleceğinden ümidini kestiği için bırakıp gitmiş. İkinci akşam ise at ahırda ölmüş. Duruma atın ölümünden sonra vakıf olan Bursa kadısı:
   “İlk geldiğinizde makamımda bulunsaydım, sağlam diye satılan atı sahibine iade ettirir, paranızı alırdım. Mademki, atın elinizde ölmesine benim vazife başında bulunmayışım sebep oldu, ziyana girmeniz benim yüzümden olduğu için iade edemediğiniz ata ödediğiniz parayı ben veriyorum.” diyerek,  meseleyi halletmiş.
   Bütün bu olanları seyreden papazlar, İslam kadısının bu derece adil kararı karşısında birbirlerine bakarak hayretler içinde kalmışlar. Bursa’dan hareket eden papazlar, İznik’e gelmişler.
   İznik’te şöyle bir hadiseye şahit olmuşlar:
   Bir Müslüman bir Müslüman’dan bir tarla satın olarak ekim zamanı tarlayı sürmeye başlamış. Bir ara kara sabanın ucuna bir şey takılmış,”Nedir acaba?”diye çıkarıp bakmış ki, bir küp dolusu altın…Müslüman bunları alıp , tarlanın ilk sahibine getirmiş.
“Kardeşim! Ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer içinde bu altınların mevcut olduğunu bilseydin, bu fiyata bana satmazdın. Al şu altınlarını !” demiş.
   Tarlanın sahibi de:
“ Hayır,  ben sana bu tarlanın içini dışını, alını-üstünü, hepsini birden sattım. Senin nasibine çıkan bu altınlara şimdi ben nasıl sahip çıkarım,bana haramdır,bunları alamam.” demiş.
   Mesele kadıya intikal etmiş. İznik kadısı, bu iki Müslüman kişinin arasındaki hakka riayet ahlakını takdirle karşılamış ve parayı her ikisine de taksim etmiş. Her iki Müslüman da birbirine haklarını helal ederek ayrılmışlar.
   Papazlar, buradan da ayrılarak başka bir yere gitme ihtiyacını duymadan hemen İstanbul’a gelmişler. Fatih Sultan Mehmed Han, huzuruna çıkan papazlara:
“Ne gördünüz? Anlatın.” demiş.
Papazlar :
“ Yüce padişahımız tarafından eyaletlerde kurulan mahkemede dahi İstanbul’da kurulan mahkemeler gibi adalet icra ediyorlar.
   “Bursa’da bir kadı gördük. Hiç kimse mecbur etmediği halde, kendi cebinden çıkarıp, sağ iken iade edilememesine  sebep  olduğu atın parasını ödedi. İznik’te de iki Müslüman’ın birbirlerinin hakkını almış olmaktan korktuklarına şahit olduk. Bütün bunlar  kadılarınızda ve onlara dava hallettiren Müslümanlardaki din kuvvetini, Allah korkusunu gösteren  ve Müslümanlardan başka hiç kimsede görülmeyen çok ibretli hadiselerdir. Bundan sonra biz kara verdik. Artık zindana girmeyeceğiz. Çünkü sizde böyle adalet tatbik edildikçe, sizden olmayan Hristiyan papazların dahi  zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz.”demişler. 
                                                                     Yrd.Doç.Dr. Raşit Gündoğdu, Yedikıta Dergisi

1 yorum:

  1. keşke o adaleti gördükten sonra müslüman da olsalarmış diye düşünmedim değil :) acaba oldular mı merak ettim

    YanıtlaSil