Şu an Konya’dan Ankara’ya yol almaktayım…
Salar Aghili eşliğinde kat ettiğim her mesafede heyecanım giderek artmaktayken
yüreğim: “Kalemi eline al ve beni kağıtla kavuştur” dedi.
22 yıllık ömrümde; zaman, mekan,insanlar,
nesneler, olaylar, okullar… Bir dakika bile soluk almama izin vermeden gelip
geçerlerken her defasında bir kez daha anlıyorum ve inanıyorum değişmeyen ve
değişmeyecek olan ailemin bana olan sevgisini... Şöyle bir bakıyorum da hayata;
hangi sıkıntılarımız, sevinçlerimiz ebedi kaldı? Hangi insana olan güvenimiz
sarsılmadan devam etti? Bizi sevdiklerini söyleyenler düştüğümüzde
neredeydiler? Ya da hangi mekan bizim için var oldu yahut hangi zaman sadece
bizim için ilerlemekte?..
Her şeyi tek tek
düşünüyorum… Bakıyorum ki herkesin her şeyin yerine bir şeyleri koyabiliyorum
fakat yerini dolduramadığım tek şey “ailem“ oluyor… İnsanoğlunun en büyük
mücadelesi olan nefis durağında; kendilerininkini karşısındaki için yenen sadece onlar oluyor
her zaman…
Kainat Rehberimizde (s.a.v), birçok hadisinde ailenin önemine işaret
etmiş ve onun bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir.
“En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır.
Bana gelince, ben aileme karşı en hayırlı olanınızım” (İbn Mâce, I, 636)
Yüce
Kitabımızda: Allah’ın
Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır” (Ahzâb Sûresi, 21)
Enes b.
Mâlik’in şu sözü de çok anlamlıdır: “Mü’minlerin imanca en mükemmel olanı, ahlakça en güzel olanı ve
aile fertlerine yumuşak davrananıdır” (İbn Hanbel, VI/47)
Elhamdülillah onları
başımızdan eksik etmeyene…
