Hz.Pir diyor ki:
Aşk;sevmek ve tevazu göstermektir.Beşeri gözlerle
görülmeyecek kadar şeffaf,yalancı gönüllere sığmayacak kadar ummandır.Aşk,
Rabbin katında yanmaktır. Sana dair ne varsa, ben hepsini Aşk bildim,sevda
bildim,Sen’i Sen bildimde Sevdayı Sana bildim…Aşka Sen diye bakmadıktan
sonra;ben Aşkı neyleyim?Seni ruhuma cemre diye damlatmadıktan sonra;ben bu
bedende neyleyeyim?Aşk da Sen,hasret de Sen,ben de Sen…
Hace Ubeydullah Ahrar kuddise sirruh buyurur:
Aşıkların gamı, şenliği hep O'dur.
Kan, ücreti, hizmeti yine O'dur.
Şayed bakılırsa Maşukun gayrine,
Kalmaz artık Aşk, sevda sözü de boşdur.
Aşk bir güneşdir, bakan gayra bakamaz,
Aşıkı tüm yakmak Maşukun yoludur.
Aşıkların gamı, şenliği hep O'dur.
Kan, ücreti, hizmeti yine O'dur.
Şayed bakılırsa Maşukun gayrine,
Kalmaz artık Aşk, sevda sözü de boşdur.
Aşk bir güneşdir, bakan gayra bakamaz,
Aşıkı tüm yakmak Maşukun yoludur.
Abdülkadir Geylani kuddise sirruh hazretleri buyurur:
Allah'ı sevmek de cidden sadık ve samimî olan bir mürid, önceleri insanları gördüğünde, onlardan her hangi bir söz işitdiğinde veya bir dünyalığa nail olduğunda, daralır, sıkılır.
Öyle ki, mahlûkattan hiç bir şey görmek istemez.
Kalbi şaşalar, aklı gaib olur.
Gözü kayar, o derecede ki, kalbinin basma rahmet eli gelib de, kendisine sükunet getirinceye kadar, bu hal üzre devam eder.
İzzet ve celal sahibi Rabbına yakınlık kokusunu koklayıncaya kadar esirlikden kurtulamaz.
Allah'a yakınlık esansını kokladığı an ise derhal ifakat bulur, ayılır, manevi sarhoşluk ve vecd halinden kurtulur.
Tevhidde, ihlasda, Rabbını tanımada, O'nu bilmede, ve O'na olan muhabbetde iyice istikrar kesbettigi zaman ise kendisine sebat gelir.
Halka karşı geniş olma, ve onlara tahammül etme duygusu hasıl olur.
Allahü Teala'dan kendisine bir kuvvet gelir.
Böylece hiç bir külfet duymadan, halkın ağırlıklarına katlanır, onlara yaklaşır, kendilerini arar, bütün meşgalesi halkın hizmetlerini görmek olur.
Bu esnada Allahü zülcelal velkemal hazretleri ile beraber olmakdan da bir an dahî geri durmaz.
Allah'ı sevmek de cidden sadık ve samimî olan bir mürid, önceleri insanları gördüğünde, onlardan her hangi bir söz işitdiğinde veya bir dünyalığa nail olduğunda, daralır, sıkılır.
Öyle ki, mahlûkattan hiç bir şey görmek istemez.
Kalbi şaşalar, aklı gaib olur.
Gözü kayar, o derecede ki, kalbinin basma rahmet eli gelib de, kendisine sükunet getirinceye kadar, bu hal üzre devam eder.
İzzet ve celal sahibi Rabbına yakınlık kokusunu koklayıncaya kadar esirlikden kurtulamaz.
Allah'a yakınlık esansını kokladığı an ise derhal ifakat bulur, ayılır, manevi sarhoşluk ve vecd halinden kurtulur.
Tevhidde, ihlasda, Rabbını tanımada, O'nu bilmede, ve O'na olan muhabbetde iyice istikrar kesbettigi zaman ise kendisine sebat gelir.
Halka karşı geniş olma, ve onlara tahammül etme duygusu hasıl olur.
Allahü Teala'dan kendisine bir kuvvet gelir.
Böylece hiç bir külfet duymadan, halkın ağırlıklarına katlanır, onlara yaklaşır, kendilerini arar, bütün meşgalesi halkın hizmetlerini görmek olur.
Bu esnada Allahü zülcelal velkemal hazretleri ile beraber olmakdan da bir an dahî geri durmaz.
Yunus Emre hazretleri der ki:
Bu aşkı ben bilmez idim, bu bir aceb sevdayımış
Bir zerresi- ay-u güneş, bir katresi deryayımış
Bu varlık imiş varlık kamu, iyi yavuz uçmak tamu
Geri kalanı ey amû, bir kuruca da'vayımış..
Ben yürürem yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni Aşk neyledi…
Canın Aşk yoluna vermeyen aşık mıdır?
Cehdeyleyüp ol dosta ermeyen aşık mıdır?
Dost sevgisin gönülde, can ile berkitmeyen
Tul-i emel defterin dürmeyen aşık mıdır?
Aşka danışık sığmaz, değme can göğe ağmaz.
Pervaneleyin od'a yanmayan aşık mıdır?
Nefs arzusundan geçib, aşk kadehinden içib
Dost yoluna er gibi durmayan aşık mıdır?
Dün, gün riyazet çekib, halvetlerde diz çöküp
Sohbetlerde baş çatub yanmayan aşık mıdır?
Yunus şimdi ol dostun cefasına sabreyle.
Yüreğine aşk od'ın urmayan aşık mıdır?
Bu aşkı ben bilmez idim, bu bir aceb sevdayımış
Bir zerresi- ay-u güneş, bir katresi deryayımış
Bu varlık imiş varlık kamu, iyi yavuz uçmak tamu
Geri kalanı ey amû, bir kuruca da'vayımış..
Ben yürürem yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne akilem ne divane
Gel gör beni Aşk neyledi…
Canın Aşk yoluna vermeyen aşık mıdır?
Cehdeyleyüp ol dosta ermeyen aşık mıdır?
Dost sevgisin gönülde, can ile berkitmeyen
Tul-i emel defterin dürmeyen aşık mıdır?
Aşka danışık sığmaz, değme can göğe ağmaz.
Pervaneleyin od'a yanmayan aşık mıdır?
Nefs arzusundan geçib, aşk kadehinden içib
Dost yoluna er gibi durmayan aşık mıdır?
Dün, gün riyazet çekib, halvetlerde diz çöküp
Sohbetlerde baş çatub yanmayan aşık mıdır?
Yunus şimdi ol dostun cefasına sabreyle.
Yüreğine aşk od'ın urmayan aşık mıdır?
Rabia-i Adviyye şöyle buyurur:
İsyan edersin, sonra da dersin "Severim"
Bu halin acaibdir, yemin ederim
İtaat ederdin, sevseydin gerçekten
Sevdiğine mutlaka itaat eder seven
Şibli hazretleri şöyle der:
Muhabbet ehli sevgi kâsesinden
içer, yeryüzü ve şehirler, onlara dar gelir. Allah'ı hakkıyla tanırlar,
azametinden korkarlar. Kudretine hayret ederler, Allah sevgisi kasesinden
içerler, O'nun ünsiyet denizinde boğulurlar. Ve gene onun münacaatı ile
lezzetlere gark olurlar. Daha sonra aşağıdaki beyti söyler:
Senin muhabbetini hatırlamak esritdi beni,
Hiç gördün mü sevib de, sarhoş olmayanı.
Senin muhabbetini hatırlamak esritdi beni,
Hiç gördün mü sevib de, sarhoş olmayanı.
“Aşk;gönül hastalığıdır…Maşuk
Aşığa(c.c) yönelmedikçe huzura eremez…”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder