5 Şubat 2014 Çarşamba

Dua İbadetin Ta Kendisidir


Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler..
 Sen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalır
Esma’ül Hüsna’na şahit yaz beni.

ALLAH (C.C) !
Sensin Allah (c.c) sanadır kulluğum
Sendedir çarem seninledir varlığım
 Seni arar ruhum seni anar kalbim
Başkasına değil sana muhtacım
 Başkasını değil seni çağırırım
Başkası yaratılmıştır sen yaradansın
 Başkası devamsızdır sen daimsin ve daim eyleyensin
Başkaları muhtaçtır sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin
 Başka ilah yok sen Allah (c.c)’sın
 Sen ki eşi benzeri olmayansın
Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin
Cemaline çevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi

Ya Rahman!
Sen öyle rahmet edersin ki rahmetinin bir cilvesi cennetim olur
Rahmetinden bir parıltı sonsuz mutluluğumdur
 Rahmetinin bir damlası herkesin rızkına kefil olur
Su çorak gönlüme merhametini indir
 Su fani ömrümü sonsuzluğa eriştir.

Ya Rahim!
Öylesine rahimsin ki kulağımı sözüne muhatap eylersin
 Aklıma vahyinle tenezzül edersin
 Öylesine Rahimsin ki istendiğinde zaten verirsin
İstenmediğinde de lütfedersin
 Öylesine Rahimsin ki hak edene hepten verirsin
Hak etmeyene bile çok bahşedersin
Öyle Rahimsin ki dünyayı bu kadar güzel eylersin
Ahireti ondan daha güzel eylersin
Ya Rabbi! Korkudan emin eyle beni
Hüzünden azad eyle kalbimi
 Ateşten uzak eyle beni
 Hicrana düşürme kalbimi
Rahmetinin rahmine al beni
Merhametinin kucağına al kalbimi 

Ya Melik!
Kimsenin kimseye fayda vermediği gün hüküm senin
Gökler yarılırken sahibim sensin
Yıldızlar dağılırken sahibim sensin
Varlığım bana ait değil varım yoğum senin
Elimde olanlar benim değil sahiplendiklerim de senin
Yokluğa düşürme beni an senin
Darlık verme kalbime mekan senin

Ya Kuddüs!
Sensin kuddüs kutsiyet sendendir bundan öte laf olmaz
Sen dilemezsen hiçbir şey pak sayılmaz
Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz
Kanımı her nefeste temizlediğin gibi nefsimi arındır pak eyle
Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle

Ya Selam!
Sensin selam sendendir selam
 Emrini dinler ateş ki İbrahim(a.s) için serin ve selametli olur
 İbrahim(a.s) gibi dostluğuna kabul eyle beni
 İbrahim(a.s) gibi ateşi gül eyle tenime
 Gül gibi ateşten çiçekler açtır ruhumda
 Selamını şebnem gibi dokundur kalbime

Ya Mümin!
Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandığından emin olur
Sen inandırmazsan kim mümin kalır
Revamın tuzağına düşürme beni nefsimin diline bırakma beni
Öyle mümin eyle ki beni pişmanlıklarım beni sana döndürsün

Ya Müheymin!
Sensin gariplerin sığınağı
Sensin kimsesizlerin dayanağı
Sensin hakki himaye eden
Sensin aklimi aldanışlardan kollayan
Sensin ayağımı  tuzaklardan kurtaran
Sen ki zayıfları kuvvetlilerin şerrinden himaye edersin
Mazlumların hakkını zalimlerden almayı  vaad edersin
Sen ki benim en küçük, en önemsiz,
En gizli arzularımı da bilir bana merhamet edersin
Nefsimin aldatmalarına kanmaktan koru beni
Aşağıların aşağısına yuvarlanmaktan koru beni

Ya Aziz!
İzzet senindir sendendir izzet
Sen dilersen kimse zillete düşmez
Sen vermezsen kimsede izzet kalmaz
Kalbim yalnız sana kanar
Yakınlığınla aziz eyle kalbimi
Ruhum yalnız seni arar
Huzurunla aziz eyle ruhumu
Halim yalnız sana aşikar
Başkalarının yanında rezil etme beni

Ya Cebbar!
Sen ki mağrurları gururlarına esir eylersin
Sen ki kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eylersin
Sen ki zor kullanıp zulmedenleri vicdanlarının pençesine hapsedersin
Bir sineği vasıta eyle de Nemrutlardan kurtar beni
Bir asayı vesile eyle de Firavunlara galip getir beni
Ebabilleri gönderde Ebrehelerin fillerinden koru kalbimi
Nefsimin beni isyana zorlamasına izin verme
Aklımın beni saptırmasına geçit verme
Hep itaat üzere sabit kıl beni

Ya Mütekebbir!
Ben acizim sen Kadir’sin
Ben fakirim sen Rahim’sin
Ben ölüyüm sen Hayy’sın
Ben çaresizim sen Ehad’sın
Ben muhtacım sen Samed’sin
Ben sağırım işiten sensin
Ben körüm gören sensin
Ben dilsizim konuşan sensin
Ben yaratılıyorum yaradan sensin
Ben yokum var eden sensin
Ben hiçim ama emellerim büyüktür
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur
Ben isterim çünkü sen büyüksün
Şahit yaz büyüklüğüne bu küçük kalbimi




      Ne zaman ümitsizliğe kapılsam Engin Noyan'dan  bu duayı  dinleyip Amin der, kendime gelirim. Ümitsizliğe kapılan kardeşlerim için de bir ışık olur inşallah...





4 Şubat 2014 Salı

Kıyamet Koptu Zannettim

               Anlatıldığına göre, İsa(a.s) Allah’ın izniyle ölüleri diriltirdi. Bir gün bazı kafirler ona,
              -Sen yeni ölmüş olanları diriltiyorsun. Belki de o kişi ölmüş değildir. Eski zamanlarda ölmüş    birinidirilt de görelim, dediler.
İsa (a.s) onlara ,
-Dilediğiniz kişiyi seçin, dedi.  Onlar da ,
-Bize Nuh’un oğlu Sam’ı dirilt, dediler.
İsa (a.s) onun kabrinin başına vardı. İki rek’at namaz kıldı. Allah’a dua etti. Allah Teala da Sam’ı diriltti. Kalktığında saçı ve sakalı bembeyaz olmuştu. Oradakiler,
-          Bu halin nedir? Senin zamanında saç ve sakalın ağarması diye bir şey yoktu?! Dediler. Sam onlara şöyle dedi:
-          Kalk! Diye emir verilince kıyametin koptuğunu zannettim. Korkudan saçlarım ve sakalım ağardı.
-          Kaç senedir bu kabirdesin? Diye sordular.
-          Dört bin senedir buradayım ve hala ölümün acısı dinmiş değil! Diye cevap verdi.
    Anlatıldığına göre, her mümine vefatından sonra dünyaya dönme ve tekrar yaşama teklifi yapılır. Şehidler hariç hiç kimse ölümün verdiği acıdan ötürü dünyaya dönmeyi istemez. Çünkü şehidler ölüm acısı tatmazlar. Onlar tekrar dünyaya dönüp ikinci kez savaşmayı ve ikinci kez ölmeyi isterler. İbrahim b. Ethem hakkında anlatılan bir hikaye şöyledir: bir  gün ona, ‘Bizimle beraber otursan da senden bir şey dinlesek’ dediler. İbrahim b. Ethem onlara,
-          Ben şimdilik dört şey ile meşgulüm. Eğer onları bitirirsem gelir sizinle sohbet ederim, dedi.
-          Onlar nedir? Diye sorduklarında şöyle anlattı:
    Birincisi: misak günü; Allah Teala’nın Ademoğullarından söz aldığı günü düşünürüm. O zaman Allah(c.c) şöyle buyurmuştu:
“Bunlar cennetliktir; hiç önemsemiyorum. Bunlar da cehennemliktir; onları da önemsemiyorum.” Ben ise , bu iki fırkadan hangisine ait olduğumu bilmiyorum.
    İkincisi: düşündüm! Allah Teala bir çocuğun anne rahminde yaratılmasına, ardından da ruhunun üflenmesine hükmettiği zaman görevli melek:”Ey Rabbim! Cennetliklerden mi yoksa cehennemliklerden mi olacak!” diye sorar. Bu soruya, hakkımda ne şekilde cevap verildiğini bilmiyorum.
    Üçüncüsü: Ölüm meleği gelip de ruhumu kabzetmek istediği zaman,”Müslümanlarla mı yoksa kafirlerle birlikte haşrolunacak?” diye sorar. Bu soruya da hakkımda ne şekilde cevap verileceğini bilemiyorum.
    Dördüncüsü: Her şeyden yüce Allah’ın şu ayetini düşündüm:
“Ey günahkarlar! Bu gün bir tarafa ayrılın(iyilerin arasına karışmayın).”(Yasin suresi,36/59)
    Ben hangi fırkadan olacağımı bilemiyorum.
    Allah’ın kendilerine ilim, anlayış verdiği, gaflet uykusundan uyandırdığı, ölümü hatırlamayı kendisine nasip ettiği kimselere müjdeler olsun!
    Allah Teala’dan dilediğimiz, son nefesimizi hayırla vermemizdir. Son nefesimizde dünyadan müjdelerle ayrılmamızdır. Çünkü mümin için sekerat anında Allah tarafından bir müjde vardır. Bu husus ayet-i kerimede şöyle anlatmıştır:
“Rabbimiz Allah’tır, deyip sonra istikamet üzerine yürüyenlerin(ölümleri anında) üzerine melekler inerler ve onlara,(ölümden ve sonrasından) korkmayın, (geride bıraktıklarınız için) üzülmeyin. Size vaad olunan cennetle sevinin’ derler.”(Fussilet suresi, 41/30)

1 Şubat 2014 Cumartesi

Güneşteki Adam

"Başlangıçta kendi içinde ve kendisinin sebep olduğu bir sorun olarak Filistin hakkında yazdım... Sonraları Filistin'i insanlığın bir simgesi olarak görmeye başladım... Filistinlilerin acılarını betimlerken, onları dünyanın dört bir yanındaki acıların bir sembolü olarak sunuyorum."
gassan kanafani
Böyle söylüyor yazdıkları yüzünden acımasız bir ölüme kurban giden, Filistin'in dertli ağabeyi Gassan Kanafani.
Yayınlanmış onca kitabına rağmen Türkçe'ye çevrilmiş sadece 2 kitabı bulunuyor Kanafani'nin: 'Güneşteki Adamlar' ve 'Hayfa'ya Dönüş.' Güneşteki Adamlar'ın da baskısı yok maalesef, ancak sahaflardan bulunabilmekte (bkz. Nadir Sahaf).
Kanafani'nin kitapları 1936 - 1967 yılları arasında Filistin halkının yaşadığı çeşitli olayları konu alan hikayelerden oluşuyor.
"Kanafani'nin hikayeleri, oğullarını gururla fedailiğe gönderen, sonra da evden getirdikleri yiyeceklerle dağlarda onları ziyaret eden mülteci kamplarından anneleri, toplumsal dünyalarındaki dönüşümler yüzünden aile içerisindeki otoriter rolleri tehdit altında olan babaları, bu toplumsal düzende yer edinmek için savaşmayı erken yaşlarda öğrenen çocukları, topraklarındaki yabancılar yüzünden kendilerini tehdit altında hisseden komşular arasında yaşanan ilgi, sevgi, korku ve şüpheyi anlatır. "
Kısaca bu şekilde özetleyebiliriz hikayelerin konularını. Sayesinde büyük bir üne kavuştuğu Güneşteki Adamlar ise karlı iş imkanları için Kuveyt'e kaçak yoldan girmeye çalışan üç Filistinliyi anlatır. Bu üç Filistinli bir tankerin boş su tankına saklanarak sınırı geçmek için uğraşırlar. Ancak sıcak hava koşullarından ve çıkan aksiliklerden dolayı tankın içinde sıcaktan boğularak ölürler. Geriye tanker sürücüsünün boş çığlıkları kalır: "Neden tankın kenarlarına vurmadınız? Neden hiçbir şey söylemediniz? Neden? " 
Hayfa'ya Dönüş hikayesi ise filmi çekilebilecek nitelikte bir hikaye. Bana "Salt of this Sea" filmini hatırlattı. 1948 İsrail işgali sonucu evleri ele geçirilip, sürgüne zorlanan insanların, seneler sonra kendi evlerine misafir olmalarını ve burada geçmişle yüzleşmelerini konu alan acıklı sona sahip derin bir kurgu. 
Gassan Kanafani gibi değerli bir insanın herkes tarafından bilinip, okunması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Filistin'i anlamak demek medyada çıkan görüntülere ah vah etmek değil, edebiyatıyla, kültürüyle, gündelik hayatıyla onları anlayabilmek demektir. Yani biraz 'emek' demektir.
Unutmayalım ki kalbimizde diğer insanların hüzünleri, acıları olmadıkça 'insan' olamayız.
IMAG0136_1
Ve kapanışta Mahmut Derviş eşlik etsin sizlere bizlere:
Yeruşalem! dudaklarımdan uzaklaşmış Yeruşalem!
Mesafeler yakın mı yakın
İki sokak var aramızda ve de sırtı bir tanrının
Ben sende bir yıldızım
sende duran. Ne mutlu işkencedeki bedenime!
Babil gecesine düşüyor uzaklık
Doğrudur ölüm yeşiline bağlılığım
Doğrudur pencerelerin ağladığı
Özgürlüğümün sesi geliyor prangaların şakırtısından
Savaşa duruyor çarmıhım, savaşa!
...
Yeruşalem!
Kanayan bir zeytin şekline bürünmüş Yeruşalem!
Efsanelere ve peygamberlere
çarık oldu derilerim
Ey sen, Babil'im benim! Ne mutlu önümüzdeki gecenin komşusuna!
...