1 Şubat 2014 Cumartesi

Güneşteki Adam

"Başlangıçta kendi içinde ve kendisinin sebep olduğu bir sorun olarak Filistin hakkında yazdım... Sonraları Filistin'i insanlığın bir simgesi olarak görmeye başladım... Filistinlilerin acılarını betimlerken, onları dünyanın dört bir yanındaki acıların bir sembolü olarak sunuyorum."
gassan kanafani
Böyle söylüyor yazdıkları yüzünden acımasız bir ölüme kurban giden, Filistin'in dertli ağabeyi Gassan Kanafani.
Yayınlanmış onca kitabına rağmen Türkçe'ye çevrilmiş sadece 2 kitabı bulunuyor Kanafani'nin: 'Güneşteki Adamlar' ve 'Hayfa'ya Dönüş.' Güneşteki Adamlar'ın da baskısı yok maalesef, ancak sahaflardan bulunabilmekte (bkz. Nadir Sahaf).
Kanafani'nin kitapları 1936 - 1967 yılları arasında Filistin halkının yaşadığı çeşitli olayları konu alan hikayelerden oluşuyor.
"Kanafani'nin hikayeleri, oğullarını gururla fedailiğe gönderen, sonra da evden getirdikleri yiyeceklerle dağlarda onları ziyaret eden mülteci kamplarından anneleri, toplumsal dünyalarındaki dönüşümler yüzünden aile içerisindeki otoriter rolleri tehdit altında olan babaları, bu toplumsal düzende yer edinmek için savaşmayı erken yaşlarda öğrenen çocukları, topraklarındaki yabancılar yüzünden kendilerini tehdit altında hisseden komşular arasında yaşanan ilgi, sevgi, korku ve şüpheyi anlatır. "
Kısaca bu şekilde özetleyebiliriz hikayelerin konularını. Sayesinde büyük bir üne kavuştuğu Güneşteki Adamlar ise karlı iş imkanları için Kuveyt'e kaçak yoldan girmeye çalışan üç Filistinliyi anlatır. Bu üç Filistinli bir tankerin boş su tankına saklanarak sınırı geçmek için uğraşırlar. Ancak sıcak hava koşullarından ve çıkan aksiliklerden dolayı tankın içinde sıcaktan boğularak ölürler. Geriye tanker sürücüsünün boş çığlıkları kalır: "Neden tankın kenarlarına vurmadınız? Neden hiçbir şey söylemediniz? Neden? " 
Hayfa'ya Dönüş hikayesi ise filmi çekilebilecek nitelikte bir hikaye. Bana "Salt of this Sea" filmini hatırlattı. 1948 İsrail işgali sonucu evleri ele geçirilip, sürgüne zorlanan insanların, seneler sonra kendi evlerine misafir olmalarını ve burada geçmişle yüzleşmelerini konu alan acıklı sona sahip derin bir kurgu. 
Gassan Kanafani gibi değerli bir insanın herkes tarafından bilinip, okunması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Filistin'i anlamak demek medyada çıkan görüntülere ah vah etmek değil, edebiyatıyla, kültürüyle, gündelik hayatıyla onları anlayabilmek demektir. Yani biraz 'emek' demektir.
Unutmayalım ki kalbimizde diğer insanların hüzünleri, acıları olmadıkça 'insan' olamayız.
IMAG0136_1
Ve kapanışta Mahmut Derviş eşlik etsin sizlere bizlere:
Yeruşalem! dudaklarımdan uzaklaşmış Yeruşalem!
Mesafeler yakın mı yakın
İki sokak var aramızda ve de sırtı bir tanrının
Ben sende bir yıldızım
sende duran. Ne mutlu işkencedeki bedenime!
Babil gecesine düşüyor uzaklık
Doğrudur ölüm yeşiline bağlılığım
Doğrudur pencerelerin ağladığı
Özgürlüğümün sesi geliyor prangaların şakırtısından
Savaşa duruyor çarmıhım, savaşa!
...
Yeruşalem!
Kanayan bir zeytin şekline bürünmüş Yeruşalem!
Efsanelere ve peygamberlere
çarık oldu derilerim
Ey sen, Babil'im benim! Ne mutlu önümüzdeki gecenin komşusuna!
...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder