5 Aralık 2013 Perşembe

KALP, NEFS VE RUH



  Evrensel anlamda tasavvuf, bütün dinlerin mistik yönlerini içerir. Din, kökleri zahiri uygulamalar olan bir ağaçtır. Bu ağacın dalları mistisizm, meyvesi ise hakikattir. İbn Arabi tasavvufta dört uygulama ve idrak derecesi bulunduğunu anlatır: Şeriat(dini amme hukuku), tarikat(mistik yol), hakikat(gerçek) ve marifet(gnosis). Her biri kendisinden önceki aşamaların üzerine bina edilir.

  Şeriat “ana yol” anlamına gelir ve bize bu dünyada doğru yaşamanın yolunu gösterir. Tarikat ise Bedevilerin vahadan vahaya izlediği patika yoldur. Bu işaretsiz çölde yolunuzu bulmak için bölgeyi yakından tanımanız gerekecek ya da güzergahı bilen ve yerel işaretleri tanıyan birisinin kılavuzluğuna ihtiyacınız olacaktır. Şeriat dışımızı temiz ve çekici kılar, tarikat ise içimizi temiz ve arınmış yapmak üzere tasarlanmıştır. Hakikatte mistik gerçeğin doğrudan tecrübe edilmesidir. Gnosis ise derin hikmet ya da manevi gerçeğin bilgisidir. Burası elçilerin, peygamberlerin, bilgelerin ve evliyanın istasyonudur.

  Şeriat düzeyinde “seninki ve benimki” vardır. Tarikatta “benimki senin, seninkisi de senin!” harikat düzeyinde “ne benimki vardır ne de seninki”,marifette de “ne ben ne de sen varsın…”


 “Bil ey Sevgili, insanoğlu eğlence olsun diye ya da tesadüfen yaratılmamıştır, mükemmel bir şekilde ve büyük bir amaç için yaratılmıştır.”El-Gazali  

Sufi psikolojisinde idrakin manevi gelişim aşamaları ise şöyledir:

*İLK UYANIŞ: Manevi araştırmanın eskiden değer verdiğimiz dünyevi hedefler ve tutkulardan daha önemli ve anlamlı olduğunun idrakine varmak

*SABIR VE ŞÜKÜR: Sabrın ve sebatın gelişmesi manevi tekamül için hayati önem taşımaktadır; aynı şekilde şükrün de. Bir derviş Sufi berzahının öğretilerinden yaralanabildiği ve onları izleyecek kapasiteye sahip olduğu için şükreder.

*HAVF VE RECA: Allah(c.c)’ın sevgisini ve onunla bağlantıyı kaybetmekten korkmak, dervişi gelişmeye motive eder.

*BENLİĞİN İNKARI VE FAKİRLİK: Bunun anlamı negatif egonun bilmeyen zevk ve güç heveslerini inkar etmek ve benliği teşvik yerine başkalarına hizmete adanmaktır. Bir derviş aynı zamanda fakir olarak tanınır. Hz.Peygambar(sas) buyuruyorki; “Ben fakirliğimle iftihar ediyorum”.Fakirlik mala bağımlı olmamak ve Allah(c.c)aşkı dışında bütün arzulardan arı bir kalbe sahip olmak anlamına gelir.

*ALLAH(C.C)’A İTİMAD ETMEK: Bu aşamada sahip olduğumuz her şeyin Allah(c.c)’tan geldiğini idrak ederiz.Bu dünya yerine Allah(c.c)’a itimat ederiz.

*SEVGİ,ARZULAMA,SAMİMİYET VE TATMİN:Tek ana arzumuz vardır:Allah(c.c) aşkı; arzuladığımız ve hissettiğimiz tek şey ilahi huzurdur; yalnızca Allah(c.c) sevgisiyle tatmin oluruz ve başka hiçbir şeyi arzulamayız.

*NİYET,İHLAS VE DOĞRULUK: Fiillerin zahiri biçiminden çok niyetle ilgilenme. Bu yolda ilerledikçe, niyetlerimizde o kadar net ve saf hale gelir.İhlas, doğru niyet, bütün fiillere anlam kazandırır.

*TEFEKKÜR VE NEFS MUHASEBESİ:Bu kapasite ancak zamanla gelişir. Hz. Peygamber’in meşhur bir hadisine göre bir saat tefekkür yetmiş sene nafile ibadete bedeldir.

*RABITA-İ MEVT: Zamanımızın sınırlı ve bu nedenle paha biçilmez olduğunun idrakine varmaktır. Dünya artık cazibesini kaybeder ve tekamül etmiş dervişler olarak tamamen Allah(c.c)’a varmaya adanmış hale geliriz… 

Eğer hakikati sözlerden
Bilinebileceğini düşünüyorsan,

Eğer Güneş ve Okyanusun
Ağız denilen
Küçük bir delikten geçebileceğini
Düşünüyorsan,

Ey adam! Gülmeye başlamalısın!
Birisi vahşice gülmeye başlamalı
Şimdi!

Hafız...















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder