Evrensel
anlamda tasavvuf, bütün dinlerin mistik yönlerini içerir. Din, kökleri zahiri
uygulamalar olan bir ağaçtır. Bu ağacın dalları mistisizm, meyvesi ise
hakikattir. İbn Arabi tasavvufta dört uygulama ve idrak derecesi bulunduğunu
anlatır: Şeriat(dini amme hukuku), tarikat(mistik yol), hakikat(gerçek) ve marifet(gnosis). Her biri kendisinden önceki aşamaların üzerine
bina edilir.
Şeriat “ana
yol” anlamına gelir ve bize bu dünyada doğru yaşamanın yolunu gösterir. Tarikat
ise Bedevilerin vahadan vahaya izlediği patika yoldur. Bu işaretsiz çölde
yolunuzu bulmak için bölgeyi yakından tanımanız gerekecek ya da güzergahı bilen
ve yerel işaretleri tanıyan birisinin kılavuzluğuna ihtiyacınız olacaktır.
Şeriat dışımızı temiz ve çekici kılar, tarikat ise içimizi temiz ve arınmış
yapmak üzere tasarlanmıştır. Hakikatte mistik gerçeğin doğrudan tecrübe
edilmesidir. Gnosis ise derin hikmet ya da manevi gerçeğin bilgisidir. Burası
elçilerin, peygamberlerin, bilgelerin ve evliyanın istasyonudur.
Şeriat düzeyinde “seninki ve benimki” vardır. Tarikatta “benimki senin, seninkisi de senin!” harikat düzeyinde “ne benimki vardır ne de seninki”,marifette
de “ne ben ne de sen varsın…”
“Bil ey
Sevgili, insanoğlu eğlence olsun diye ya da tesadüfen yaratılmamıştır, mükemmel
bir şekilde ve büyük bir amaç için yaratılmıştır.”El-Gazali
Sufi
psikolojisinde idrakin manevi gelişim aşamaları ise şöyledir:
*İLK
UYANIŞ: Manevi araştırmanın eskiden değer verdiğimiz dünyevi hedefler ve
tutkulardan daha önemli ve anlamlı olduğunun idrakine varmak
*SABIR VE
ŞÜKÜR: Sabrın ve sebatın gelişmesi manevi tekamül için hayati önem
taşımaktadır; aynı şekilde şükrün de. Bir derviş Sufi berzahının öğretilerinden
yaralanabildiği ve onları izleyecek kapasiteye sahip olduğu için şükreder.
*HAVF VE
RECA: Allah(c.c)’ın sevgisini ve onunla bağlantıyı kaybetmekten korkmak, dervişi
gelişmeye motive eder.
*BENLİĞİN
İNKARI VE FAKİRLİK: Bunun anlamı negatif egonun bilmeyen zevk ve güç
heveslerini inkar etmek ve benliği teşvik yerine başkalarına hizmete
adanmaktır. Bir derviş aynı zamanda fakir
olarak tanınır. Hz.Peygambar(sas) buyuruyorki; “Ben fakirliğimle iftihar
ediyorum”.Fakirlik mala bağımlı olmamak ve Allah(c.c)aşkı dışında bütün
arzulardan arı bir kalbe sahip olmak anlamına gelir.
*ALLAH(C.C)’A
İTİMAD ETMEK: Bu aşamada sahip olduğumuz her şeyin Allah(c.c)’tan geldiğini
idrak ederiz.Bu dünya yerine Allah(c.c)’a itimat ederiz.
*SEVGİ,ARZULAMA,SAMİMİYET
VE TATMİN:Tek ana arzumuz vardır:Allah(c.c) aşkı; arzuladığımız ve
hissettiğimiz tek şey ilahi huzurdur; yalnızca Allah(c.c) sevgisiyle tatmin
oluruz ve başka hiçbir şeyi arzulamayız.
*NİYET,İHLAS
VE DOĞRULUK: Fiillerin zahiri biçiminden çok niyetle ilgilenme. Bu yolda
ilerledikçe, niyetlerimizde o kadar net ve saf hale gelir.İhlas, doğru niyet,
bütün fiillere anlam kazandırır.
*TEFEKKÜR
VE NEFS MUHASEBESİ:Bu kapasite ancak zamanla gelişir. Hz. Peygamber’in meşhur
bir hadisine göre bir saat tefekkür yetmiş sene nafile ibadete bedeldir.
*RABITA-İ
MEVT: Zamanımızın sınırlı ve bu nedenle paha biçilmez olduğunun idrakine
varmaktır. Dünya artık cazibesini kaybeder ve tekamül etmiş dervişler olarak
tamamen Allah(c.c)’a varmaya adanmış hale geliriz…
Eğer hakikati
sözlerden
Bilinebileceğini
düşünüyorsan,
Eğer Güneş ve
Okyanusun
Ağız denilen
Küçük bir delikten
geçebileceğini
Düşünüyorsan,
Ey adam! Gülmeye
başlamalısın!
Birisi vahşice gülmeye
başlamalı
Şimdi!
Hafız...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder